moda, caferağa'da insan ve sokak hayvanı ilişkileri





araştırmacılar fatma merve çay ve zehra altınöz

Etnobiyoloji Röportajları - Moda, Kadıköy 12.10.25

Zinem Hanım

Yoğurtçu Parkında tanıştık. Sahiplendiği köpeği Leyla’yı gezdiriyordu. Zamanı olmadığı için çok konuşamadık, daha sonra detaylı bir röportaj yaptık.

Etnobiyoloji Röportajları - Moda, Kadıköy 19.10.25

Seramik Şeyler Atölyesi, Şule Hanım

Merhabalar, kolay gelsin. Dükkanınızın önünde kediler görüyoruz, onları siz mi besliyorsunuz?

Evet. Gündüzleri içeri alıyorum, ama geceleri çıkarmak zorunda kalıyoruz çünkü içerideki seramikleri kırabiliyorlar.

İsminiz neydi bu arada?

Şule ben.

Ben Zehra, bu da arkadaşım Merve. Tanıştığımıza memnun olduk. Biz sokak hayvanlarıyla ilgilenenler hakkında araştırma yapıyoruz. Size de birkaç soru sormayı çok isteriz.

Ben de tanıştığıma memnun oldum. Bugün haftasonu olduğu için tek çalışıyorum biraz yoğunum, ama haftaiçi gelirseniz Olcay Bey ve Sevda Hanım ile beraber üç kişi oluyoruz. O zaman daha iyi olabilir.

Peki, anladık. Başka tanıdığınız hayvanseverler var mı peki buralarda?

Burada herkes sokak hayvanlarıyla ilgilenir, bu sokaktan sola dönerseniz kedi cenneti zaten oraya bakabilirsiniz. Akşamüstü herkes mama da bırakıyor sokaklara.

Çok teşekkür ederiz. Kolay gelsin, iyi günler.

Deniz Hanım, Köşem Apt. Prof. Dr. Vehbi Sarıdal Sk.

(Apartmana girmek üzereyken) Merhabalar, biz sokak hayvanlarıyla ilgilenen hayvanseverler hakkında araştırma yapıyoruz. Size birkaç soru sorabilir miyiz acaba?

Merhaba kızlar. Tabii ki. Ben burada yaşamıyorum aslında, annemin evine gelmiştim. Annem de iki kediye bakıyor bahçesinde.

Biz Merve ve Zehra. Sizin isminizi de öğrenebilir miyiz?

Deniz Güneş.

Tanıştığımıza memnun olduk. Peki bu hayvanlarla ilgilenen başka birilerini tanıyor musunuz?

Annemin karşı komşusu var, Ayhan Bey. O buradaki çoğu kediye bakıyor, veterinere götürüyor. Şuan evde midir bilemiyorum, kendisi Moda tarafında bir tekel işletiyor.

(Ayhan Bey apartman kapısına gelir) Aa Ayhan Bey merhaba, biz de tam sizden bahsediyorduk.

Merhaba Deniz Hanım. (Elindeki taşıma sepetindeki kedileri gösterir) Ben de bu çocukları veterinere götürüyordum.

Bu kızlar hayvanseverlerle ilgili araştırma yapıyormuş. Siz de yardımcı olmak ister misiniz?

Tabii ki fakat biraz acelem var. Yolda devam etsek olur mu?

Peki Deniz Hanım sizin telefon numaranızı alabilir miyiz?

Tabii ki söyleyeyim. Siz Ayhan Beyle devam edin.

Olur. Çok teşekkür ederiz yardımınız için.



Ayhan Bey

Deniz Hanım apartmanınızın önündeki çoğu hayvana sizin baktığınızı söyledi.

Evet, burada neredeyse 50 kadar hayvan oluyor. Bir tane de köpek var.  Ben de elimden geldiğince bakmaya bakımlarını yapmaya çalışıyorum. Bu çocuklar da grip olmuş, onları veterinere götürüyorum.

Peki size yardım eden birileri var mı buralarda?

Yok zaten sayımız çok az. Herkes kendi alanındaki kedilere ancak yetişebiliyor. Aslında devletin destek vermesi lazım. Fakat o da yok. Buralarda bir Antikacı var, oradaki Elif Hanım da ilgileniyor.

Peki barınaklar hakkında ne düşünüyosunuz?

Barınaklar hakkında şöyle, hapis gibi olduklarını düşünüyorum. Üzerlerine kapılar kapanıyor. Hayvanlar sosyal canlılar. İnsanlardan kopuk yaşıyorlar. Bu da onların psikolojisini bozuyor. Şuanda devletin hükümetin aldığı bir karar var. Hayvanları topluyorlar. Bebekken bir köpek şiddete uğradığında travma yaşıyor. Bilinçaltına yerleşiyor, saldırgan olabiliyorlar. Şehirde büyüyen köpekler uysaldır. Ama kırsal kesimlerde büyüyenler genelde şiddete eğilimli olabiliyorlar.

Peki insanların etkisi?

Anne babaların da hataları var. Çocukları hayvanlara nasıl davranacakları konusunda eğitemiyorlar. Taş atıyorlar, şiddet uyguluyorlar. Hayvan da kendini korumaya geçiyor.

Daha önce yaralı hayvanları iyileştirdiğiniz oldu mu?

Evet, tabii. Mesela bir araba çarpıyor, biz de yardım ediyoruz.

Veteriner burası mı?

Evet. Kadıköy Belediyesinin de var, ama sadece haftaiçi açık oluyor, 5’e kadar. Kapalı olduğu için buraya getiriyorum. Size bahsettiğim Elif Hanım da burada.

Sizce sizin sokakta baktığınız hayvanları yoldan geçen insanlar da beslediği zaman kötü etkileri oluyor mu?

Genelde iyi niyetliler ama, tabi kötü mamalar da verebiliyorlar.(Veterinerden içeriye giriyoruz) Bakın bu beyefendiye de sorabilirsiniz. Kendisi de sokak hayvanlarıyla ilgileniyor.

Barış Bey

 Merhabalar. İsminizi öğrenebilir miyiz? Nesi var, geçmiş olsun

Barış.Bu da Loçka(köpeği) İç dış parazit kuduz aşısı için getirdim. Sağolun.

Ben de Merve bu da arkadaşım Zehra. Tanıştığımıza memnun olduk. Çevrenizde hiç sokak hayvanı besliyor musunuz?

Evet, toplamda 4 kedim, bir köpeğim var. 2 kediyi bahçemde besliyorum. Bir de güvercinimiz vardı, onu geçenlerde kaybettik.

Güvercin mi?

Evet, kedilerin elinden kurtarmıştık. Bende kediler olduğu için evime alamıyordum, bu yüzden annemin balkonunda bakıyorduk.

Ne güzel. Peki sizce sokak hayvanlarıyla ilgili kentte neler yapılabilir? Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Burada zaten belediye kedi evleri falan koyuyor. Hayvanseverler de ilgileniyor sürekli. Bence kediler bağımsız yaşayabilir. Zaten buralarda da görüyorsunuz, genelde parklarda bahçelerde bakılıyorlar. Fakat köpekler öyle değil. Onların toplatılması lazım.

Nasıl yani? Peki barınaklar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Barınakların şartları kötü tabii ki. Ama köpekler bir sahibe ihtiyaç duyan hayvanlar. O yüzden başıboş olanların toplatılması lazım. Siz belki hiç Şile tarafına gitmemişsinizdir. Oralarda çete şeklinde geziyorlar. Kontrolsüz bir şekilde ürüyorlar. Bir sahibe ihtiyaç duyuyorlar. Eğer sahipleri yoksa aralarından biri lider gibi davranıyor. Bu yüzden toplatılmaları lazım. Şimdi veterinerin yanına girmemiz lazım.

Peki çok teşekkür ederiz. İyi günler.


Zinem Hanım- Röportaj

1.               Hayvanlarla arandaki bağı nasıl tanımlarsın?

Hayvanlarla aramdaki bağı, aslında bir çocuğum gibi tanımlayabilirim. Her birinin kendine özgü bir karakteri var; sanki birçok çocuğa sahipmişim gibi hissediyorum. Beş çocuğum olsa rahatlıkla bakabilirmişim gibi geliyor. Özellikle son dönemde bazıları hasta oldu. Yani onlar benim için sadece birer hayvan değil, evin bireyleri.

2.               Evinde ya da bahçende bir hayvan besliyor musun?

Evet, evimde altı kedim vardı. Geçen hafta ikisini kaybettim. Biri ilk kedimdi, 13 yaşındaydı. Diğeri ise bir yıldır böbrek hastalığıyla mücadele eden bir kedimizdi. Bahçemizde doğmuştu, hastalanınca geçici yuva olmak için almıştık ama iyileşmedi. Şu anda dört kedim ve bir köpeğim var. Bunun dışında sokakta yaşayan kedi ve köpeklere de mama desteği sağlıyoruz. Komşularımla birlikte hasta olduklarında anlaşmalı veterinerlere götürüyoruz ya da Merdivenköy’deki sahipsiz hayvan bakım merkezine yönlendiriyoruz. Yani evet, besliyorum hayvanları.

3.               Eğer besliyorsan, onu neden ve nereden sahiplendin?

İlk kedimi sahiplendiğimde kapımın önünde, camın altında ağlayan bir yavru vardı. Annesi gelir alır diye dokunmadım ama sabah olduğunda hâlâ ağlıyordu. Yaklaşınca her yeri sırılsıklam ve hasta bir yavru kedi buldum. Bir saat sonra başka bir yavru sesi daha duydum, aşağı indim; bu kez gözleri iltihaplanmış, zor durumda bir başka yavru vardı — meğerse benim bulduğumun kardeşiymiş. Onları o şekilde, yaşasınlar diye aldım ve kaldılar.

Üçüncü kedimi ise bir kafede otururken tanıdım; gelip kucağıma oturdu. Dışarıda kar vardı, başında kocaman bir mantar yarası vardı. “İyileştirip salarım” diye aldım ama bağlandım, o da kaldı. Genelde ya hasta ya da bakılamayan hayvanları geçici olarak alıyorum, ama çoğu zaman sahiplendiremediğim için bizde kalıyorlar. Hiçbir zaman “bir kedim olsun” diye gidip bilinçli olarak bir kedi almadım. Genellikle hasta olanları iyileştirmek için aldım; bazen iyileşemedikleri, bazen de aramızda bağ kurulduğu için bizde kaldılar. Bazen de doğum yaptılar.

İlk sahiplendiğim dönemlerde kısırlaştırmanın önemini bilmiyordum, bu yüzden sayıları arttı.

Köpeğim de benzer şekilde sahiplendiğim bir can. Burdur’da sokakta bulduğumuz bir köpekti, “sahiplendiririz” diye düşündük. Eski eşim sahiplenmek istedi, bizde kaldı. Daha sonra o köpek bir kaza geçirdi ve hastanede yatarken şu anki köpeğim bana getirildi. Onu damızlık olarak kullanıyorlarmış, “bu saatten sonra yaşamaz” dediler. Ben de belediyeye gidip tedavi ettirmeyi teklif ettim, hayvanı onların elinden aldım. Sonra diğer köpeğim vefat etti. Şimdiki köpeğimin damızlık olarak kullanıldığını anladığımda onu geri vermedim. Böylece köpeğimi de bu şekilde sahiplenmiş oldum.

4.               Sokakta bir hayvan gördüğünde genellikle nasıl tepki verirsin?

Genelde seviyorum kedileri gördüğümde. Bir elimi uzatırım kokluyorsa yaklaşıyorsa. Korkuyorsa üzerine gitmem. Hastaysa yakalayabilir miyim ya da birine yönlendirebilir miyim ona bakarım. Köpekse sürekli sevemiyorum çünkü sürekli gergin oluyorlar yanımda da benim köpeğim biraz atarlı oluyor. Ama olabildiğince severim. Yemek yediğim her yerden yemeğim arttıysa o yemeği paketlettiririm, sokak hayvanlarına veririm. Aç olduğunu düşünüyorsam bir mama falan alırım. Sokak hayvanlarını görürüm ve ihtiyaçlarını anlamaya çalışırım.  

5.               Türkiye’de hayvanları koruyan yasalar hakkında bilgin var mı?

Türkiye’de hayvanları koruyan yasa yok, aksine korumayan yasa çok. Son çıkan yasayla birlikte bu daha da şiddetlendi. Belediyelerin tekelinde hayvan bakım merkezleri sahiplendirme merkezleri var. Bu da İstanbul’da var. Anadolu’da bu neredeyse yok. Devletin politikaları genelde hayvan haklarına ve yaşam haklarına saldırı şeklinde. Kadıköy’de bazı mahalle sakinleri şikayet ediyor, kedi evlerini yıktırıyorlar. Kendileri beslemediği gibi besleyen insanlara engel olmalarını anlayamıyorum.

6.               “Kısırlaştırma” uygulaması hakkında ne düşünüyorsun?

Kısırlaştırmanın önemli olduğunu düşünüyorum. İlk kedilerimi sahiplendiğimde onlar da bir kerecik doğursun diye düşünenlerdendim ben de. Ama sonra kedilerim yavruladı dörder tane, onları sahiplendirmek kolay iş değil. Sahiplendirmeyle de iş bitmiyor çünkü bir süre sonra insanlar hayatlarındaki değişikliklerden dolayı onları bırakmak isteyebiliyorlar. Kısırlaştırma önemli çünkü yeterli bakım ve yaşam alanları yok. Doğal olarak bunun kontrol altına alınması maalesef gerekli. Ve uzun zamandır yapılan kısırlaştırmalarda belediyeler genelde dişilere öncelik veriyor, böyle olunca da kısırlaştırılmayan erkek kediler yavru dişilere musallat oluyor. Genelde mart aylarında dişi kediler peşlerindeki on erkek kediden sürekli kaçmak zorunda kalıyor. Ayrıca erken hamile kalıyorlar, bu da ayrıca sorunlar yaratıyor. Özellikle cins kedileri de sahiplendirirken kısırlaştırmaya önem veriyorum korkunç şartlarda üretilip satılmalarına engel olmak için. Senede bir, en fazla iki doğum yapabilecekken bu hayvanlar hormonlarla dolduruluyor, daha çok doğum yaptırılıyor. Bu bir ticarete dönmüş durumda.

7.               Şehirlerde hayvanlar için yeterli yaşam alanı olduğunu düşünüyor musun?

Pek düşünmüyorum. Yani kedi köpeklerin doğal yaşam alanı çöp konteynırları değil. Kesinlikle yeterli besleme alanı yok. Zaten bu yüzden bu kadar hasta oluyorlar. Onlara yapılan alanlar da yasalar ile korunmuyor. Ama yapılabilir olduğunu düşünüyorum, eğer gönüllülere izin verilirse.

8.               Barınakların koşullarını yeterli buluyor musun?

Yeterli bulmuyorum, bir ölüm kampı gibi. Çünkü hasta hayvanlar, birbiriyle uyumlu olmayan hayvanlar aynı kafes içinde dışkılarıyla birlikte yemek kaplarının olduğu, temizlik için yerlerin mermer olduğu fakat yatacak bir toprak alanlarının bile olmadığı yeterli sağlık hizmeti alamadıkları bir yer barınak. Benim ilk köpeğim de kaçmış evden, barınak görevlileri bulmuş. Bir gece kalmış, daha sonra hastaneye götürmüşler. Ben de ilan açmıştım, bana haber verdiler. Tedavisini oldu, eve getirdim tekrar ağzı burnu akmaya başladı. Meğerse barınaktan virüs kapmış, aşılarını daha olmamıştı küçüktü çünkü. Bir gün kalmayla bile ben köpeğimi kaybettim. Şimdi barınaklar yeterli dememiz mümkün değil. Hem hastalık yuvası hem beslenme hem bakım açısından kötü. Köpek tek bir sahibe bir lidere ihtiyaç duyar. Kafeslerde bir sürü travma geçirmiş köpek üst üste, birbirlerini parçalıyorlar. Kedilerden hiç bahsetmiyorum. Hiçbir canlı kafes içinde mutlu ve sağlıklı yaşayamaz. Geniş bakım merkezleri var hayvanlar için. Açık alan, kulübeli. Onlar bile çok uygun olmasa da şartları barınaklardan daha iyi ama hayvanlar için yine uygun değil.

9.               Bir hayvanın sokakta yaşaması sence doğal mı, yoksa bir sorun mu?

Bir hayvanın sokakta yaşaması aslında sorun olmamalı. Sokak köpeği diyebir şey yok aslında sokaklar köpek doğurmuyor yani. İnsanların sokağa attığı hayvanlar. Bu kadar trafik ve tehlikeli insan varken hayvanlar güvende değil. Ev kedilerimiz veya ev köpeklerimiz dolaşmaya çıktığında bir ekme yiyebiliyorlar veya tecavüze uğrayabiliyorlar. Gönüllülerle ortak çalışılsa ve ortak besleme alanları oluşturulsa doğada yaşamak onlar için en doğrusu. Ama maalesef şehirler insan odaklı düzenlendiği için sokaklar hayvanlar için tehlikeli hale geliyor. Keşke böyle olmasa.

10.            İnsanların hayvanlara yaklaşımında en büyük hata sence nedir?

Onları bir eşya gibi görmeleri. Bir sehpa gibi, onun duygularının olmadığını sanması. Onun canının yandığının veya küsebileceğinin farkında olmaması olabilir.

11.            Hayvanların yaşadığı çevreyi (örneğin parklar, sokaklar) iyileştirmek için neler yapılabilir?

Hayvan gönüllüleri ile bir araya gelinip ortaklaşa planlar yapılmalı. Özellikle bunun için gerçekten hayatını adamış insanlar var. Her ilçede belli bölgeler bakım merkezi haline getirilip beslenme ve sağlık hizmeti sağlanabilir. Merdivenköy’deki bakımevi gibi.

12.            Hayvan koruma derneklerine, barınaklara veya gönüllü projelere katıldın mı?

Açıkçası barınak gönüllülerine çok katılmadım, ama gönüllü projelere derneklere katılıyorum. Özellikle eylemlere, çıkan son yasayla ilgili eylemlere katıldım. Oradan pek çok hayvansever dostum var. Whatsapp gruplarımız var. Oradan da sürekli ortak çalışıyoruz. Projeler olduğunda elimden geldiğince yardım etmeye çalışıyorum.

13.            İnsanların hayvanlara yaklaşımında son yıllarda bir değişim olduğunu düşünüyor musun?

Evet düşünüyorum bu da iki uçlu. Hiç hayvan beslemezken artık düzenli besleme yapan da birçok tanıdığım var. Belki eskiden de oluyordu haberimiz olmuyordu ama hayvana zulmeden  hayvan besleyene zulmeden hayvanı korumak için yapılan evlere zarar verip kendini tatmin eden öfkesini geçim sıkıntısı yaşama zorlukları gibi durumları hayvanlardan çıkaranlar da arttı. Biraz ekonomik koşullarla da alakalı. İnsan mutsuzsa geçinme zorluğu yaşıyorsa temel ihtiyaçlarını karşılayamıyorsa psikolojik olarak çok sağlıklı olmuyor. Doğal olarak bir hayvana da rahatlıkla zarar verebiliyor. Son zamanlarda ülkemizde insanlar çok mutsuz. Mesela benim ailem Bursa’da eskiden Bursa’da bu kadar hayvan besleyen yoktu. Şimdilerde evinde sokağında hayvanlara bakım yapan besleyen birçok insan tanıdım.

14.            Sence gelecekte insanlar ve hayvanlar daha uyumlu yaşayabilecek mi? Neden?

Böyle umut ediyorum. Yani çünkü hayvan nesli yok oldukça insan nesli de yok olacak. Bir arada bağlantılıyız. Bitkiyle hayvanla insan. Aynı ekosistemde yaşıyoruz. Arıların, bazı böceklerin nüfusunun azalması bizi direkt etkiliyor. Haberin kaynağını hatırlamıyorum ama belli bir yerde kene popülasyonu artmış diye oraya kuşlar salınıyor, azaltılması hedefleniyor. İnsan müdahalesinde çok dikkatli olmalı, doğa bu konuda dengede. Biz kendi aklımızla o dengeyi bozmaya kalkarsak sonuçlarında biz de zarar görürüz. Uyumlu yaşamayı öğrenmekten başka çaremiz yok. Ben umutluyum tabii. Sizin gibi genç bu konuda kafa yoran çocuklar oldukça umudum artıyor. Benim de kızım var, onu da yetiştiriyorum. Bir denge olduğunu düşünüyorum, zulmeden kişi kadar iyilik yapan kişi olduğunu düşünüyorum. Umarım bu bilinçlenmeye doğru gider. Hayvanları alanlarımızda görmekten daha da mutlu olacağız diye umut ediyorum.

Hanife Dağıstanlı, Caferağa Mahalle Muhtarı 21.10.25

Merhabalar, biz sokak hayvanlarıyla ilgilenen hayvanseverler hakkında araştırma yapıyoruz. Size birkaç soru sorabilir miyiz acaba?

Merhaba, tabii buyrun.

Sokak hayvanları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Onlarla birlikte yaşıyoruz, onlar buranın bir parçası. Sokaktaki köpeklerin hepsi zaten aşılı, takibi yapılan bakılan hayvanlar, hepsinin ismi vardır. Nerede yaşadıkları bilinir. Onlar da mahallenin sakini. Zaten kediler çok fazla. Kedilere de bakılıyor, bir sürü gönüllü insan var. Ama problemimiz hayvan sevmeyen vicdanını rahatlatmak isteyen bir sürü insanı bulduğu veya baktığı kedileri köpekleri bu mahalleye atması. Bir de hayvan sevmeyi sadece yiyecek vermek olarak gören komşularımız var. Ama asıl emek, asıl yapılması gereken şey kısırlaştırma. Bu konuda da belediyenin desteği kısıtlı. Gönüllüler zaman ayırıyor, randevu alıyorlar. Hayvanı yakalıyor, bir gece aç bırakıyorlar. Belediyenin Merdivenköy’deki kliniğine götürüyorlar. Orada kısırlaştırılıyorlar. Ameliyat sonrası bakımları yapılıp sokağa salınıyorlar. Belediye ayağına giden kediyi kısırlaştırıp geri veriyor.

Peki siz gönüllüler ile bir işbirliği yapıyor musunuz? Kedi evi gibi şeyler koyuyor musunuz mesela?

Kedi evlerinin iyi bir şey olduğunu düşünmüyorum. Bir sürü hayvansever de düşünmüyor. Çünkü eğer sizin kontrol ettiğiniz bir alandaysa ve her gün kontrol ettiğiniz bir alandaysa kedi  evinin bir anlamı var. Öteki türlü tamamen bir vicdan rahatlatma. Hastalık, pire yuvası ve insanların çöp atacağı bir şey haline geliyor. O yüzden birebir bakanı yoksa belediye de veterine birliği de tehlikeli olduğunu söylüyor. Mahalledeki birçok hayvansever kedi evi taraftarı değildir. Kışın kendi kontrol ettikleri alana koyarlar, yazın da kaldırırlar.

Peki köpekler hakkında ne düşünüyorsunuz? Burada yaşayan bazı mahalle sakinleri toplatılmaları gerektiğini düşünüyor.

E tabii. İnsan sevmeyen, canlı sevmeyen bir sürü insan var aramızda.

Saldırganlaştığını söylüyorlar.

Yalan söylüyorlar. Tüm köpekleri düzenli takip eden gönüllüler var. Saldırganlaşan bir hayvanı kim ister ki sokakta? O zaman bütün erkekleri de toplatalım. Bence önce onların kapatılması gerekiyor. Hayvanın doğasında da olabilir, ama insanların davranışlarından da etkileniyorlar.

Sizce sokak hayvanlarına daha iyi nasıl bir ortam sağlanabilir?

Bence bu mimari bir konu değil. O yüzden bir şey diyemiyorum. Adı üzerinde, onlar sokakta yaşayan hayvan. Nasıl ben nerde istiyorsam yaşama özgürlüğüm varsa, aşısı bakımı yapıldıktan sonra düzenli besleyeni olduktan sonra sokakta yaşayacak. Ben öyle düşünüyorum. Ben onlar için özel alanlar yapılmasına vs. bir hapishane yapma olarak görüyorum. Kadıköy Belediyesi köpek de kısırlaştırıyordu. Yasadan dolayı çıkamayacağı için barınağa gönderileceği için kısırlaştırmaya Belediyeye gitmiyorlar. Aslında problemi çözmek yerine problemi arttırmış oluyorlar. Etkin kısırlaştırma, çip takılarak sokağa atılıp atılmadığının takibi ve ticaretinin engellenmesi. Yani barınak yapmanın hiçbir anlamı yok. Bizim kültürümüzde sokakta hayvan yaşar.

Peki sokak hayvanlarına zarar verenlere nasıl bir yaptırım uygulanabilir?

Gerçekten cezası olması gerekiyor. Ama insanlara zarar verenlere yaptırım yokken hayvanlara zaten bir kıymeti kalmadı. Bu çocuklukta aile içi eğitimden başlıyor. Okuldan başlamalı.

Size şikayet geliyor mu peki sokak hayvanlarından rahatsız olanlardan?

Bana pekşikayet gelmiyor. Şöyle olabilir. Büyük ırk köpeklerini gezdiren insanların sahilde köpeklerini salmalarıyla ilgili sıkıntılar yaşıyoruz. O hayvanların koşmaya ihtiyacı var. Şöyle bir çözüm yolu var, olması gereken etrafı çevrili büyük bir oyun alanı yapmak, bu büyük ırka uygun olacak şekilde.

Biz yoğurtçu parkında görmüştük böyle bir alan.

O çok ufak. Orası yapılmış olması için yapılmış bir yer gibi. Büyük ırk köpeklere hiçbir faydası yok. Büyük ırk köpekler için sahilde bir yer yapılmalı. Zemini de ona uygun olmalı. Çok fazla oyuncağa da gerek yok. Onların insanlarla sosyalleşmesini, oraya gelip vakit geçirmesini sağlamak lazım. Köpekler evcil hayvanlar, insan ilişkisine ihtiyaçları var. Mesela en kolay örnek, Kadıköy belediyesi barınağının zemini beton. Bu olamaz. Evcil hayvan, o da kafasını mindere koymak istiyor.

Barınağı işletmek, personeli giderleri de çok büyük iş. Bu yüzden gizlice öldürüyorlar da. Ya da bırakıyorlar. Bir sürü belediye aslında çaktırmadan ormana bırakıyor. Bir yaptırımı da yok.

Moda caddesinde de sokaktaki çoğu kedi köpek mağazaların içindeki kumaşları rahat ve sıcak yerleri tercih ediyor gerçeten.

Dediğim gibi, evcil hayvanlar. Onlar da sıcak ve yumuşak yerleri tercih ediyor.

Çok teşekkür ederiz zaman ayırdığınız için.

Rica ederim, iyi günler.

https://drive.google.com/drive/folders/1sWhoW-AkUHKX03qB-z9NTsUBhWG-EnbH?usp=drive_link


















































Comments